Bodrum merkezdeki küçük dairenin perdeleri yarı açıktı. Emre, valizini kapatmış, yatağın kenarına oturmuştu. Ertesi sabah erken uçağı vardı. Telefonunu eline aldı, kısa bir mesaj yazdı. “Bir saat. Sadece oturmak için.”
Kadın, kapıyı çaldığında Emre ayağa kalktı. Adı İpek’ti. İnce bir mont, sade bir tişört, yorgun ama net bakışlar. İçeri girdi, montunu çıkardı ve sandalyeye oturdu. “Yarın gidiyorsun sanırım” dedi. Emre başını salladı.
Konuşmaları az oldu. İpek, “Bodrum’u seviyor musun?” diye sordu. Emre “Bazen” dedi. İpek gülümsedi. “Ben de.” Daha fazla soru sormadı. İkisi de pencereden dışarıdaki sokak lambasına baktı.
Bir süre sonra İpek, “Neden bu saatte yazdın?” diye sordu. Emre omuz silkti. “Yalnız kalmak istemedim.” İpek başını salladı. “Anladım.”
Saat dolmadan İpek ayağa kalktı. Montunu giydi. “Ben çıkıyorum.” Emre onu kapıya kadar geçirdi. İpek dönerken “İyi uçuşlar” dedi. Sonra merdivenlere karıştı.
Emre kapıyı kapattı, valizine baktı. Telefonundaki isim duruyordu: Bodrum Escort – İpek. Bodrum merkezdeki o bir saat, ne bir macera ne de uzun bir sohbetti. Sadece gitmeden önce, birinin yanında, kısa bir süre nefes almaktı. O kadar.